Terörizm Uzmanları Konferansı (TUK) 2019

15-16 Ekim 2019 Ankara, Türkiye


       Ekim 2019’da TMMM K.lığı Ankara’da yıllık Terörizm Uzmanları Konferansı (TUK)’nı gerçekleştirilmiştir.


      Bu yıl düzenlenen konferansa NATO ve ortak ülkeleri kapsayan 21 ülkeden üniversiteler, sivil toplum örgütleri, düşünce kuruluşları, silahlı kuvvetler, polis teşkilatları, BM ve AB gibi kurumlarda görevli uzmanlar katılmıştır. Katılımcıların hepsi terörizmle mücadele, aşırıcılığın önlenmesi, istihbarat, siber-terör, askeri operasyonlar veya suç soruşturmaları konularında uzmanlığa sahip kişilerden oluşmaktadır.


    Konferans süresince uzman personelinin desteği, katılımı ve verimli bilgi alışverişlerine öncülük etmelerinden dolayı onlara şükranlarımızı sunarız.


        Konuşmacı ve TUK 2019 kapsamında ele alınan konuları aşağıda belirtildiği şekliyle kısaca sizinle paylaşıyoruz.


        Belirlenen tarihte bir son rapor yayımlanacak, yayıma ait daha fazla detaya ise internet sitemizden erişilebilecektir.

        TMMM Komutanı Albay Mustafa Özgür TÜTEN aşağıda yer alan başlık altında TUK 2019’u başlatmıştır.



Şiddetli Değişim Olarak Terörizm

Terör Nasıl Ortaya Çıkar, Gelişir ve Dünya’yı Nasıl Dönüştürür?


      Terörizmin sosyal, politik ve dini faktörlerle bağlantılı olan etmenlerine değinmesinin ardından Albay TÜTEN terör tehdidine yaklaşımda gereken uzmanlık geçmişine sahip konuşmacı ve katılımcıların yer aldığı konferansın açılışını yapmıştır. Elimizde sihirli bir değnek olmamasına rağmen terörizmle mücadelenin güç birliği sağlandığı ve bu güç birliğinin sivil ve askeri, hükümet ve sivil toplum kuruluşu, uluslararası ve bölgesel seviyelerde etkin kullanımı durumunda başarı sağlanabileceğine dair bir anlayışın mevcut olduğu faaliyet kapsamında vurgulanmıştır.


      Konferansın ilk günü terörizmdeki değişmeler, ordunun terörizmle mücadeledeki rolü ve terörizmle mücadelenin toplumlardaki etkilerine odaklı şekilde gerçekleşmiştir. Kiel Üniversitesi Güvenlik Siyasaları Enstitüsünden Jannis JOST ilk panele başkanlık etmiştir. Panelde Güvenlik Araştırmaları Merkezi Eş Başkanı ve Edinburg Üniversitesi Uluslararası İlişkiler öğretim görevlisi Dr. Andrew NEAL, Macar Savunma Kuvvetleri Bilimsel Araştırma Merkezinde araştırmacı olan Dr. Peter KISS, Idaho Üniversitesi Sosyoloji ve Antropoloji bölümünde Yrd.Doç.Dr. olan Omi HODWITZ, Brüksel’deki NATO karargahı terörizmle mücadele bölümünde görevli olan Politika Geliştirme Subayı Randi Laura GEBERT ve İzmir’de bulunan NATO Kara Kuvvetlerinde analist David BLOSE yer almıştır.


      ‘Devletin içinde bulunduğu çıkmaz: kendini koruma zorunluluğu ya da aşırı tepkinin sebep olacağı riskler’ konusunu ele alan Dr. Andrew NEAL çeşitli teorisyen görüşlerini, devletin terörizmle mücadele sürecinde içinde bulunduğu çıkmaz ve terörizmle mücadelede aşırı tepki durumunu göz önüne alarak devletin bu süreçteki rolü hakkında genel bir bakış açısı yansıtmıştır. NEAL bir devletin terörizmle mücadele programlarının onu nasıl daha baskıcı gösterebileceğini, bunu müteakip böylesine bir durumun terörist gruplara katılımın artabileceğini ve yeni bir siyasal şiddete sebep olacağını öne sürmüştür. Ayrıca özellikle aşırı tepki durumu söz konusu olduğunda stratejik düşünmenin gerekliliğini de vurgu yapmıştır.


      Sunum konusu ‘Terörizmle Mücadelede Ordunun Rolü’ olan Dr. Peter KISS Kuzey İrlanda ve İsrail’de gerçekleşen vakaları örnek göstererek terörizmle mücadele konusunda asker ve polisin sahip olduğu imkân ve kabiliyetlere vurgu yapmıştır. Bilindiği gibi ordu polis teşkilatının görevlerini yerine getirecek donanıma sahip olmamasına rağmen sıklıkla personel takviyesi, rehine kurtarma, istihbarat toplama veya polislerin eğitimi konusunda polis teşkilatını destekleyen bir rol üstlenmektedirler.


      Bir diğer konuşmacı Dr. Omi HODWITZ ise terörizme karşılık vermek için kullanılan iki farklı resmi modelin analizini yapmış ve ayrıca ABD’nin terörizmle mücadele çalışmalarını örnek göstererek terörizmle mücadele kapsamında yargı süreci ve askeri yöntemleri karşılaştırmıştır. Askeri yöntemler daha çok ateş gücüne dayalı iken, yargı süreci engelleyici önlemler alarak terör tehdidiyle mücadeleyi amaçladığı açıktır. İki modelin de tek başlarına etkin çözüm yolu olmadığı açıkça görülürken yargı modeli daha caydırıcı olduğuna dair genel bir kanı mevcut olmaktadır. Fakat birçok uzmana göre en etkili yöntem bu iki modelin beraber kullanılmasıdır.


     Randi GEBERT NATO’nun ‘Dünya İŞİD ile Mücadele Koalisyonu’na katılımı örneği üzerinden NATO’nun küresel terörizmle mücadeledeki kararlılığına ve sarf ettiği gayrete dikkat çekerek NATO’nun terörizmle mücadele politikasının genel hatları hakkında kısa bir bilgilendirme yapmıştır. NATO’nun terörizmle mücadeledeki rolü operasyon ve görevlerin yanı sıra bilinçlilik ve idrak, hazırlıklı olma ve cevap verebilirlik, kabiliyet geliştirme ve ortaklıkları da kapsamaktadır.


      David BLOSE cihatçı teröristlerin batının terörizmle mücadele yöntemleri ve batının terörizme bakış açısıyla alakalı ne düşündüklerini aktarmıştır. Kendisi ayrıca batının terörizmin pençesine düşüp düşmediği konusunda da fikirlerini beyan etmiştir. Daha saldırgan nitelikte bir ideolojiden yana olan terörist gruplar karşısında batı toplumlarının terörist propaganda ve fikirlerle mücadele konusunda zorluk yaşadıkları bilinmektedir. Bu durumu örneklendirmek gerekirse teröristler için muharebe çoğu zaman bir kazan-kazan durumudur; girdikleri çatışmanın sonunun ya şehadet ya da zaferle sonuçlanacağına inanırlar. Konuşmacımızın üzerinde durduğu diğer bir hususa bakacak olursak David BLOSE terör şebekelerinin herhangi bir değişken otoriteye tabii olmayıp yaptıkları eylemleri nesillerce süren devamlı bir mücadele olarak görmelerine rağmen batı toplumlarının uzun vadeli yaklaşım planları anlamında eksiklik çektiğine inanmaktadır.


      Konferansın ikinci gününde ağırlık verilen konu terörizmle mücadelede yaşanan dönüşüm süreci olmuştur. Moderatörlüğünü terörizm alan uzmanı Andrea Stoian KARADEL’nin yaptığı ikinci panelde Danimarka Uluslararası Araştırmalar Kurumundan Dr. Maja GREENWOOD, İslamabad Stratejik Araştırmalar Kurumundan Dr. Abbas HASSAN, Doğu Anglia Üniversitesinden Profesör Lee JARVIS, BM Terörizmle Mücadele Başkanlığında görevli adli subay Marc PORRET, Alman Ordusu Siber ve Bilgi Alanı Hizmetinden Yrb. Richard RODHE, İzmir NATO Kara Kuvvetleri Komutanlığından David BLOSE ve BBC’nin cihatçı medya uzantılarını gözlem bölümünden gazeteci Driss EL BAY’ konuşmacı olarak yer almışlardır.


      Panel Dr. Maja GREENWOOD’un din tabanlı terörist eylemler üzerine verdiği ders ile başlamıştır. GREENWOOD sosyal ve ekonomik sorunlarla doğrudan bağlantılı olan cihatçılık kavramının bilimsel çalışmalarla tam anlamıyla desteklenmediğini savunmuştur. Esasında aşırıcıların gelecek adına umut beslememelerin aşırıcı düşünce ve davranışların haklı görülmesine sebep olduğu bilinmektedir.


      Dr. Abbas HASSAN ‘yalnız kurt terörizmi’ adlı çalışmasını kendine ayrılan sürede bizler için detaylandırmıştır. Dr HASSAN’a göre kendilerini gizleme hususundaki eşsiz yeteneklerine rağmen yalnız kurt diye tabir edilen teröristler genelde büyük bir ideolojinin, hatta çok büyük bir şebekenin parçasıdırlar. Bu kişilerin büyük bir çoğunluğunun diğer teröristler veya büyük şebekelerle gerçekleştirecekleri saldırılar öncesi belirli tarzda bilgi paylaşımında bulundukları birçok kez tespit edilmiştir. Buradan çıkarılacak sonuç ise tek bir şahsın sorumlu tutulduğu bu tür saldırıların esasında yalnız kurt teröristin iletişim kurması mümkün olan terör şebekelerinin derinlemesine takibiyle engellenebileceğidir.


      Günün üçüncü sunumunda Profesör Lee JARVIS meslektaşları ile birlikte siber-terörizm üzerine gerçekleştirdiği iki çalışmasına ait bulguları paylaşmıştır. Çalışmalar siber-terörün tanımı, ne tür bir tehdit olduğu ve nasıl karşı konulacağı üzerine odaklandırılmıştır. Siber-terör tehdidinin 2012 yılında yapılan ilk çalışmadan bu yana geniş çaplı bir büyüme gerçekleştirdiği ve hedef sağlamlaştırmanın siber-terörle mücadele eden devlet ve yetkili makamların odak noktasını oluşturması gerektiği kanısına varılmıştır.


      Marc PORRET çatışma bölgelerinde elde edilen bilgi ve delillerin derleme ve muhafaza edilme sürecinin nasıl geliştirilebileceği konusundaki uygulama ve uzmanlığın paylaşımını talep eden BM Güvenlik Konseyi Kararı 2396 (2017)’nın uygulanması hakkında bir konuşma yapmıştır. Saha çalışması olarak tabir edilen bu durum teröristleri mahkeme önünde köşeye sıkıştırabilecek bilgilerin elde edilmesi ve muhafazasını ordular için gerekli kılar ve ayrıca terörizmle mücadelede adli kurumların elini güçlendirir. Bununla beraber, böylesi bir süreçte orduyu kullanmak (amaç ordu tarafından elde edilen cezai takibatın fiziki müdahaleden ziyade yargı sürecinde kullanılması olduğunda) farklı yöntemlerin uygulanmasından kaynaklı olarak beraberinde çeşitli sorunları ortaya çıkarmaktadır.


      Yarbay Richard RODHE sunumunda bizlere Alman Siber ve Bilgi Alan Servisini tanıtmıştır. Yarbay RODHE dijitalleşmenin hızlıca arttığı ve güvenlik servisleri için yeni zorluklar ortaya çıkardığı bir dönemde siber-terörle mücadelenin aşılması zor teknik problemlere yol açacağını savunmuş, bu görüşüne ek olarak da makineler ve yapay zekanın terörizmle mücadele alanında ne denli bağımsız çalışabileceği veya ne denli bağımsız çalışması gerektiği konusunda ortaya çıkan etik meselelere dikkat çekmiştir.


      İkinci sunumunda David BLOSE Twitter’ın aşırıcı grupların izini sürmek için analistler tarafından nasıl kullanılabileceği konusunda faydalı bilgiler ortaya koymuştur. Aşırıcılara ait Twitter hesapları çoğu zaman çökertiliyor olsa da bu kişilerin önceden kullandıkları hesapların kolayca bulunabildiğini ve gerçekleştirilecek tahkikatlar için ipuçları barındırabileceğini ifade etmiştir.


      Bir diğer konuşmacı Driss EL BAY haberleşme yöntemlerinden hareketle, propagandalarını yaymak ve militan toplama amacıyla çeşitli Müslüman grupları hedef alan cihatçıların Telegram uygulamasını nasıl kullandıklarını analiz etmiştir. Bu yöntemin kullanımı Telegramın teröristler tarafından en çok tercih edilen dijital platformlardan bir tanesi olmasına sebep olmuştur. Telegrama olan yönelmenin sebebi olarak Twitter’ın cihatçılara göz açtırmaması olarak gösterilmektedir. Telegramın bütün çabalarına rağmen bugün hala cihatçılar bu platformdaki varlıklarını sürdürmektedirler.


      Panel konularına ek olarak bu yılki TUK iki çalıştaya ev sahipliği yapmış bulunmaktadır. Bu çalıştaylar bir önceki panel konularının tekrar ele alınması ve terörizmle mücadele kapsamında ilerleyen zamanlarda ortaya çıkması muhtemel zorlukların şimdiden saptanmasına imkân sağlarken konuşmacıları ve katılımcıları uzmanlık bilgilerini, tecrübelerini ve çalışmalarını paylaşma noktasında teşvik edici nitelikte olmuşlardır.


      Almanya Max Plank Sosyal Antropoloji Enstitüsü’nde yürütülen ‘Teröristler Nasıl Öğrenir’ (How Terrorist Learn) araştırma grubu üyesi Dr. Michael FÜRSTENBERG tarafından tasarlanıp uygulanan ilk çalıştay diğer organizasyonlarla kıyaslandığında terörist organizasyonların daha farklı şekilde mi öğrendiği sorusuna çözüm aramıştır. Katılımcılar etkileşimde bulunarak organizasyonların öğrenme sürecindeki unsurlar üzerinde kafa yorup, daha sonrasında ise elde ettikleri bulguları terörist şebekeler ile ilişkilendirmeye çalışmışlardır.


      Dr. Bibi VAN GINKEL’in icra ettiği ikinci çalıştay ise ordunun terörizmle mücadeledeki yeri ve ordunun faal, geçici ve geleceğe dönük seviyelerde sürece nasıl dahil olabileceği sorularına cevap aramıştır.


      Konferans Münih Harp Okulu Güvenlik Araştırmaları ve İstihbarat Merkezinde akademik danışman ve araştırmacı olarak görev alan Dr. Eva HERSCHINGER’in konuşmasıyla sona ermiştir.


      İki gün süren konferans zengin akademik ve mesleki geçmişe sahip hatırı sayılır organizasyon ve kurumlarda görev alan terörizm alan uzmanlarına TMMM K.lığı bünyesinde kendilerine yer bularak terörizmin değişiminin bizler üzerinde oluşturduğu etkiyi analiz etme, tartışma ve inceleme imkânı sağlamıştır. Konuların çeşitliliği ile beraber katılımcıların eşsiz gayreti ve mesleki uzmanlıkları konferans salonun hem içi hem de dışında verimli fikir alışverişlerine olanak sağlamıştır.



Konferans Fotoğrafları için lütfen tıklayınız.